Serendip’in Üç Prensi Masalı: Tesadüf ve Bilgeliğin Efsanesi Serendipity

Serendip’in Üç Prensi Masalı: Tesadüf ve Bilgeliğin Efsanesi Serendipity
Eski bir İran peri masalına göre, eski çağlarda Uzak Doğu’da Serendip ülkesinin üç prensi yaşarmış.
Serendip Kralı Cafer (Giaffer) büyük ve güçlü bir hükümdardır. Üç oğluna çok değer verir ve eğitimlerine büyük özen gösterir. Onların yalnızca güçlü olmaları değil, aynı zamanda her türlü erdem ve bilgiyle donanmaları gerektiğine inanır. Prenslerin sanat ve bilimde kaydettikleri mükemmel ilerlemeden memnundur. Ancak hâlâ eğitimlerinin fazla korunaklı ve ayrıcalıklı olduğunu düşünür. Unvanlarından bağımsız olarak kendi ayakları üzerinde durmalarını ister. Kimilerine göre onları bir seyahate gönderir, kimilerine göreyse özerkliklerini kazanmaları için saraydan kovar.
Üç prens birbirlerinden ayrılmazlar ve uzak diyarları gezmeye başlarlar. En büyük hazineleri, babaları sayesinde edindikleri bilgelikleridir. Bir gün, yolda devesini kaybetmiş bir tüccarla karşılaşırlar. Tüccar, devesinin kaybolduğunu söyler.
Prenslerden biri, “Deven topal mıydı?” diye sorar. Tüccar, “Evet,” der.
Bir diğer prens, “Peki, bir gözü kör müydü?” diye ekler. Tüccar yine “Evet,” diye cevaplar.
Üçüncü prens, “Dişi eksik miydi?” diye sorar. Tüccar şaşkınlıkla, “Evet,” der.
Son olarak bir prens, “Devenin yükü bir tarafta bal, diğer tarafta tereyağı mıydı? Ayrıca hamile bir kadın mı taşıyordu?” diye sorar. Tüccar, bu kadar doğru tahmin karşısında dehşete kapılır ve üç prensi devesini çalmakla suçlayarak Pers Kralı V. Behram’a şikâyet eder.
Kral Behram, üç prensi dinler. Prensler, deveyi çalmadıklarını ancak nasıl bu sonuca vardıklarını anlatmaya başlarlar:
- Yolun daha az yeşil olan tarafındaki otlar yenmiş, diğerleri bırakılmıştı. Bu, devenin bir gözünün kör olduğuna işaret ediyordu.
- Yol boyunca deve dişi büyüklüğünde çiğnenmiş ot yığınları vardı. Eksik bir dişi olan devenin, çiğnerken bu otları düşürdüğünü düşündüler.
- Ayak izlerinden birinde sürüklenme izi vardı. Bu da devenin topal olduğunu gösteriyordu.
- Yolun bir tarafında tereyağının erimesiyle karıncalar toplanmış, diğer tarafında ise dökülen balın kokusuna sinekler üşüşmüştü. Böylece devenin yükünü tahmin ettiler.
- Bir prens, “Devenin bir kadın taşıdığını tahmin ettim, çünkü hayvanın diz çöktüğü yerde bir ayak izi ve bir miktar idrar vardı. Kokusuna verdiğim içgüdüsel tepki, bunun bir kadına ait olduğunu düşündürdü,” der.
- Bir diğeri, “Kadının hamile olduğunu anladım, çünkü kalkarken elleriyle bir ağaca yaslanmış, yardım almadan ayağa kalkamadığını gösteren izler bırakmıştı,” diye ekler.
Tam bu sırada, çölde dolaşan bir gezgin kayıp deveyi bulduğunu söylemek için olay yerine gelir. Kral V. Behram, üç prensin hayatını bağışlar, onlara cömert ödüller verir ve kendisini danışman olarak atar.
Bu hikâye, Horace Walpole tarafından “serendipity” kelimesine ilham kaynağı olmuştur. Üç prensin kazara şahit oldukları izleri sağduyulu bir şekilde yorumlamaları, bu kelimenin sözlüğe kazandırılmasına neden olmuştur.
Bazı metinlerde “tatlı tesadüf” veya “hayırlı kaza” olarak çevrilen bu kavramın, masala atfedilmiş anlamını tam olarak yansıtmadığı düşünülmektedir. Serendipity’nin iki temel unsuru vardır:
- Tesadüfen karşılaşılan olay.
- Olayı bilgelikle yorumlayarak anlamlı bir çıkarım, buluş, yeni bir ürün veya sonuç elde eden kişi.
Serendipity; binlerce deneyden sonra ulaşılan sonuçlar, herkesin gördüğüne farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak, olayları farklı açılardan değerlendirmek, izleri okumak, çevreyi tanımak, beden dilini okumak, bir konuda derin bilgi sahibi olurken birçok alanda genel kültüre sahip olmak (T-insan olmak ), olayların ötesine bakabilmek…
Ne kadar çok alana dokunuyor, değil mi?
Meraklıları için:
- Wikipedia: The Three Princes of Serendip
Ömer Sefa USLU sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.